RADYOCU RÖPORTAJLARI

FÜSUN ALKAN (TRT KENT RADYO İSTANBUL)

 

 Öncelikle şunu söylemeden geçmek istemiyorum.İlk defa ortaokul yıllarımda radyoyla oluşturduğum güçlü bağımda,ilk kulağıma kazınan seslerden biri O’nun yumuşacık sesi.Bu yüzden bu röportaj benim için heyecan verici.

O yıllardır gönüllerin dostu, “Gönül Dostu Füsun.”

ŞEHNAZ GÜL: Füsun’cum yıllardır radyo sektöründesin.Dinleyicinle oluşturduğun çok sıkı bir bağ var.Seni dinlemeyi hiç bırakmayan,sesine sıkı sıkı sarılan dinleyicilerin var.Zaman zaman yüz yüze görüşerek te dinleyicilerine vakit ayırıyorsun.Sendeki nasıl bir meslek aşkıdır böyle? Bu aşk nasıl başladı? Okuyucularımıza anlatır mısın?

FÜSUN ALKAN: 19 yıl önce başladı aşkımız. Radyo, hayatımın vazgeçilmezi oldu. Dinleyicilerimle aramda oluşan özel bağ beni hep bir ileriye taşıdı, güç verdi. Bunu en iyi bilenlerdensin Şehnaz’cım, o yüzden benim için de duygusu yüksek bir röportaj.
Aynı coğrafyada yaşıyoruz, bu coğrafyanın sevinçlerini, mutluluklarını ,sıkıntılarını beraber yaşıyoruz ,aynı havayı teneffüs ediyoruz, bu yüzden gönül dostlarım beni ,ben de onları kendime  hep yakın hissettim. Bu yakınlık ve paylaşım işime duyduğum tutkuyu besledi, sorumluluk almayı öğrendim bu da beni topluma karşı daha duyarlı biri haline getirdi. Herkes bizim öğretmenimiz ve her şey bizim dersimizdi bu yüzden hayatım boyunca öğrenci olmayı seçtim. Bu yolculukta hiç tanımadığım hayatların içinde buldum kendimi. Yapı olarak anaç biriyim. Yardım etmeyi, sorumluluk almayı ,hayatı kolaylaştırmayı, paylaşmayı ,derleyip toplamayı seviyorum ,bunu yansıtabildiğim bir işe sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

FÜSUNALKAN

Bugün, başarılı bir Müzik Direktörü olmamın en büyük katkısıdır aldığım müzik eğitimleri.”

ŞEHNAZ GÜL: Radyo denince akla müzik gelir tabiki ve senin de müzik eğitimi aldığını biliyorum. Mesleğine avantajları çoktur bu eğitimin sanırım.

FÜSUN ALKAN: Bazen duyuyorum “ağzı iyi laf yapan” herkes bu işi yapar diyenler var. Mesleğimiz dışarıdan çok kolay, rahat ve eğlenceli gibi gözüküyor olsa da, özel bir yetenek ve planlı bir çalışma istiyor. Sadece Türkçe’nin doğru ve akıcı kullanılması yeterli değil, iyi bir müzik ve ritim kulağına sahip olabilmek, dinleyici ile içten bağ kurabilmek, kendini rahat ifade edebilmek, kendine has bir yoruma, araştıran, gündemi takip eden, farkındalık yaratan bir duruşa sahip olabilmek gerek. Müjdat Gezen Sanat Okulunda, Opera-Şan bölümünde Batı Müziği eğitimi aldım ardından Müzik Öğretmeni olabilmek için Türk Musikisi Devlet Konservatuarını bitirdim, burada da Türk Müziği eğitimi aldım.Bugün, başarılı bir Müzik Direktörü olmamın en büyük katkısıdır aldığım müzik eğitimleri.

Artık 90’lı yıllardaki gibi dinleyicisi ile sıcak ve samimi bağlar kuran sayılı radyo programcıları var.”

ŞEHNAZ GÜL: Özel radyoların ilk kurulduğu günden beri radyo sektörüne hizmet ediyorsun.Peki günümüzle karşılaştırdığında, bize neler söylersin?

FÜSUN ALKAN: 90’lı yıllarda teknoloji bu kadar gelişmemiş, her şey bu kadar çok hız almamıştı, tüketimin insanları yalnızlaştırmadığı dönemlerdi ,emek istiyordu kaseti kalem ile sarmak. Sihirli kutudan hiç tanımadığınız bir sesin önce kulaklara sonra gönüllere ve hayal dünyanıza ulaşması hem bizim için hem de dinleyicilerimiz için büyük bir heyecandı. En çok özlediğim radyonun o büyülü havası yani sadece sesimizle dinleyenlere ulaştığımız yıllar..Radyo mecrası gelişen digital mecrayla birlikte bir değişim/ dönüşüm yaşadı.O zamanlar zor şartlarda, amatör ruhla hazırlanan programların hevesi/heyecanı/tadı tabi ki bir başkaydı.Şimdilerde iletişim kolaylaştı ,insanlar birbirinden uzaklaştı. Makineleşen bir radyo trendi var, konuşan radyolar ve radyo programcıları azaldı . Oysa içinden insanı aldığınız zaman frekansın ruhunu da çıkarıyorsunuz, radyo yaşayan/yaşatan bir mecradır, müziğe ve frekansa ruh katan da programcıdır. Artık 90’lı yıllardaki gibi dinleyicisi ile sıcak ve samimi bağlar kuran sayılı radyo programcıları var. Yeni nesil teknolojik açıdan belki daha şanslı ama bizim yaşadığımız yakınlığı , heyecanı çok fazla göremiyorum. Umarım bizden sonra mikrofonu devralacak olanlar bu güçlü bağı devam ettirirler. Çünkü bu bağ, radyo ve radyocuları yaşatır. 

ŞEHNAZ GÜL: Mikrofonun başına geçtiğin ilk günü bize anlatır mısın? O gün, yıllarca mikrofonda olacağını,başarılı bir radyocu olacağını düşünür müydün?

FÜSUN ALKAN: Aslında bu itirafı çok yapmışımdır, hiç aklımda yoktu radyo. Müzik ya da kimya branşında öğretmen olmak istiyordum.Kader beni hayatımın vazgeçilmezi ile tanıştırdı, hep şükrediyorum çünkü çok severek ve her gün yeni farkındalıklara sahip olarak mesleğimi icra ediyorum. Bir insanın sevdiği işi yapması kendisine ve hayata büyük değer katıyor.İlk yayınımı sorma ah çok acemiyim, beni yalnız bırakmayın demiştim teknik ekibe (kıymetli Oğuz’umuz, Oğuz Sivri kulakları çınlasın) sen rahat ol yan oda da dinliyor olacağız demişti.Sanki içime doğmuş, sorunsuz bir anons yaptım, kulaklığımı gülümseyerek çıkardım ve çalan şarkıyı gidip durdurdum, ben de o an durdum, bildiğin dondum kaldım hemen Oğuz koştu hiç panik yapma dese de çok üzülmüştüm.Ama dikkatin ne kadar önemli olduğunu anlamıştım daha ilk anonsu yaparken.

ŞEHNAZ GÜL: Yıllardır yayınlarımda mutlaka yer veririm dediğin en özel isim ve şarkıyı sorsam sana?

FÜSUN ALKAN: Hiç düşünmeden Funda Arar derim.Muhakkak müzik akışında bir şarkısı olur.Tabi ki sanatçı dostlarımın hepsi değerli biz beraber büyük bir aileyiz ve hayat orkestrasından çıkan melodiler ile yaşama tutunuyoruz.Tek bir şarkı söylersem diğer şarkılara haksızlık olur ama anlamı bende çok büyük olanı sorarsan; Ercüment Vural’ın “Rüyalar” adlı şarkısı derim.

ŞEHNAZ GÜL: Şu anda Turkuvaz Medya’da Digital bir projenin başındasın.

FÜSUN ALKAN: Değişen, yenilenen, farklılaşan dünyada; medya araçları da hızla kendine yeni imkanlar aramaya devam ediyor. Radyo yayıncılığı da bu evrilmenin içinde yapısal ve biçimsel değişimler yaşıyor. Biz de “Turkuvaz Radyolar” ismiyle bu değişimin içinde yer almaya karar verdik. Çalışmalarımız devam ediyor, radyo sektörüne yeni heyecanlar katacağız.

TRT çatısı altında yayın yapmaktan ayrı bir keyif alıyorum, bu benim için gurur verici.”

ŞEHNAZ GÜL: Bunca yıl özel radyolarda çalıştın, şimdi TRT ‘de radyo programına başladın.Nasıl bir duygu TRT bünyesinde yer almak?

FÜSUN ALKAN: Uzun yıllar radyo sektörüne emek vermiş biri olarak Türkiye’nin güzide kurumu TRT çatısı altında yayın yapmaktan ayrı bir keyif alıyorum, bu benim için gurur verici.TRT Radyolarının yeni projesi “TRT Kent Radyo İstanbul’da” şehirli insanın yalnızlaşan yanına dokunuyoruz. Her Perşembe gecesi 23:00-01:00 saatleri arasında 106.6 frekansında Gönül Dostlarımı bekliyorum.

ŞEHNAZ GÜL: Sana çok teşekkür ederim Füsun’cum bu güzel röportaj için.

FÜSUN ALKAN: Bu samimi ve güzel sohbet için ben teşekkür ederim.

Reklamlar

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s