SANATÇI RÖPORTAJLARI

ÇELİK RÖPORTAJI

Çelik

Röportaj konuğum, ilk olarak 1991 yılında İzel&Çelik&Ercan grubunun Çelik’i olarak tanıdığımız, 1993 yılı itibariyle yayımladığı yirmiye yakın solo albümü ile birbirinden güzel hit şarkılara imzasını atan ÇELİK.

“Sektörümüz doğan görünümlü şahin gibi “

ŞEHNAZ GÜL: 1993 yılında “Ateşteyim” albümü ile başlayan solo albüm yolculuğunuzdan bu yana yirmiye yakın albüm yayımladınız. Dikkatimi çekti, sizin için bir ilk. Bu albümlerde şarkı sayısı hep on ya da üzeriyken, 2014’te ”Cici Kız” tek şarkı ve son çalışmanız 2015’te “Benimki de Kalp” te iki tane şarkı bulunuyor. Bu kadar yıl dolu dolu albümler yayımladıktan sonra şimdi neden single?

 ÇELİK:Bu sektörel bir sorun.Bir gereklilik, zorunluluk oldu.Sektörümüz doğan görünümlü şahin gibi.

Türkiye’de müzik endüstrisi yok ve olması içinde prodüktörlerin olması lazım.

Sorunuza gelince; şarkıları çok fazla yapma ihtimalimiz var ama kalbimizde oluşan şey trajedi. Çünkü bir şarkı biliniyor, ikinci şarkı bilinemiyor. Bu sektörel bir sorun, kâr beklentisi. Albüm tanıtımı için masraf yaptırmıyor.

çelik

 “Fesupanallah” da “Hababam Sınıfı” filmleri sayesinde bilinir, yani kısacası “Hababam Sınıfı” filmi Erkin Koray’ın klibidir ve o sayede şarkı klasiktir.Ama kimse “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” şarkısını ben cover yapana kadar bilmedi.

Ben yaptım, hit oldu.”

 Albümlerimizde 8. ya da 9. şarkı kötü değildir. Ama tanıtılamıyor ve bunları anlayacak düzeyde prodüktör de yok. Bu benim için, daha doğrusu sadece benim için değil de,  başkaları içinde gereksiz bir hale geldi. Bu sebeple tek şarkı için çok kapsamlı bir tanıtım daha doğru geliyor bana “ama başkaları albüm yapıyor” da denilebilir, ona da şu cevabı verebiliriz; neden hit, klasik şarkı çıkmıyor, şarkıları iki ay sonra hatırlayan yok ve tüm radyolar doksanları neden bu kadar ısrarla özleyerek arıyor?

Bir örnek vereyim; Erkin Koray’ın “Fesupanallah” ya da “Çöpçüler” şarkısı bilinir. Ama emin olun ve dikkatinizi çekeyim “Fesupanallah” da “Hababam Sınıfı” filmleri sayesinde bilinir, yani kısacası “Hababam Sınıfı” filmi Erkin Koray’ın klibidir ve o sayede şarkı klasiktir.

Ama kimse “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” şarkısını ben cover yapana kadar bilmedi. Ben yaptım, hit oldu. Klasikleşti ve Erkin Koray şarkıları yeniden fethedildi. En başta Funda Arar “Arap Saçı” ile tekrar albümlerin içinden şarkıları irdelemeye başladı.

Bunun anlamı şu; Erkin Koray’ın her şarkısı klasiktir. O’nun şarkılarının farkına varamayan ve doğan görünümdeki kafa, yani Prodüktör olmayan tüccar kafası sektörü bu hale getirdi. Yani albümün birinci şarkısı ile onuncu şarkısı arasında fark yoktur ancak bunu göremeyen tüccar kafası, kâr beklentisi ile duyguyu, ruhu terkeder ve başka bir alana yönelir. O zaman “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” şarkılar bu değersizlik ortamında kaybolur. Bu bir süreçtir ve biz de bu sürecin doruk noktasındayız şu anda.

Yani aynı Erkin Koray örneğinde olduğu gibi ,sanatçıların şarkılarının kıymeti bilinemiyor.

Kısacası sektöre de ileride böyle seçilecek şarkı çok, ama şu anda sektör bunu anlama ve seçme halinden çok uzak, o yüzden klasik yok, hit yok.

“Fast Food” var. Yani gecelik ilişki şarkıları. Gecelik ilişki şarkıları egonun şarkılarıdır ve toplumda karşılık bulmasının sebebi boş da değildir. Evli nüfusun %70 kadarının boşandığı bir yerde gecelik ilişki şarkıları kulüplerde yer bulur ve ödül de alır, yani bu ego ödüllendirilir.

Ramazan ayında Harbiye’de erkeklerin trans kızlarla takılması şeklinde özetlenen bu şizoid dünya bakışı ve yaşam şeklinin temsilcileri, günlük egoistik gecelik ilişki şarkılarını, hayatın gerçeği ve vazgeçilmezi olarak bize sunar. Ama bu arada doksanlar da deli gibi aranır ve ayrıca bu şartlarda bulunma ihtimali de yoktur. Çünkü aşk yoktur. Aşk yaşamayan ruhun, aşk şarkısı yazan kişinin ruhunu tanıma imkanı yoktur.

Aşk yaşayanın şarkısı feragat ahlaktır. O “yalanların aktığı bir yerde susamak isterdim” ya da “sevmediysen peki, “sen belirle sonu” diyecek kadar karşıya eyvallahı olan bir ruh halidir.

Egonun, gecelik ilişki şarkıların özetinde ise, ilişki bitiminde kendi egosu önünde eğilmeyen kişiyi terk eden, bunu zafer olarak gören ve hemen havaalanına gidip, Bodrum’da yeni bir ego önünde eğilen ilişki arayan tipin şarkı sözleridir.

Birincisi gönlümüze su serper, oh hala bir ümit var dedirtir, ikincisi ise doksanları aratır.

Bunun siyasi, ekonomik, sosyolojik ve ideolojik sebepleri var. Tüm bunları zaten ayrı bir makale ve foto ile yakın zamanda yayınlayacağım.

 ŞEHNAZ GÜL: Yakında hayata geçireceğiniz yeni projeleriniz var mı?

ÇELİK: Yeni projelerim, size yaptığım bu açıklamalarımı sanat yoluyla bir şekilde anlatabilmek. Hedefim bu. Ben buna “performans” diyorum ve bütün gücümle bunun için bir ifade yolunu bulmaya çalışıyorum.Bu performansı izah edebilecek müzikal bir yol arıyorum. Yani sektörle yarışma gibi bir gaflet içinde değilim. Benim kendimden başka rakibim yok. Sanat dünyasında da bu anlamda benden başka böyle yorumlar yapan birini de görmedim, varsa bana da söylerseniz sevinirim. Bu anlamda tekim. Kibir anlamında bir büyüklük kompleksim yok Allah’a şükürler olsun.

ŞEHNAZ GÜL: Yirmi dört yıldır müzik sektöründesiniz. 90’lI yIllardan bu yana dillerden düşmeyen hit şarkılara imzanızı attınız. Üretken bir müzisyen olarak, o yıllardan bu yıllara geçen süreçte, Türkiye’deki telif sistemini değerlendirirseniz neler söylersiniz?

 ÇELİK: 30 yıl, 1985 konservatuvar girişim var.

ŞEHNAZ:Konservatuara başlangıcınızla birlikte hesaplarsak, 30 yıl evet.

ÇELİK: Sorunuz, bende anayasal düzeni  silahla değiştirmeye yönelik bir güdü yapıyor, bendeki etkisi bu. Ben bu ruh halini insanlık, özgürlük, emek, değer gibi evrensel kavramlarla karşılayabiliyorum.

Sorunuzun ve sektörümüzün sorunlarının ideolojik temelleri var. Düzeltilememesinin sebepleri bunlar. Yasayı değiştirmek lazım. Bunun için yasayı yapan ve bize “büyük akıl” olarak sunulan akılları değiştirmemiz lazım ve de bu akılların sanatsal görü ile donanmalarını sağlamak lazım. Bu neredeyse imkansız. Devrim gerekir.

Bu anlamda sorunuzun sonuçlarını ve süreçlerini düşünmeye başlamak iyi bir kafayı anayasal düzeni değiştirneye yönelik bir ruh haline doğru götürmeye başlar. Ben ise bunun çözüm olmadığını biliyorum, anayasal düzlemdeki değişiklikler, mutlaka toplum tabanından ve talebi ile herkesin kabulü ile olmalı. Ee bu yoksa o zaman biz sadece bu durumu izlemekle kalırız.

Bu söylediklerimi, bu temel sebep ve dinamikleri söyleyen birini duydunuz mu sektörde?

Söyleyemelerinin sebepleri ya bilmemeleri, ya bilip susmaları ya da cesaretlerinin olmamasıdır. Eğer bu dediğim yanlış olsaydı Türkiye’de telif sisteminin Amerika ve Avrupa’dakin den daha iyi olması gerekirdi. Bu da benim sözlerimin sağlamasıdır.

Yani 3. Dünya kafası yazık ki. Ülkemin de sözde sanat anlayışına etki etmiştir. Ya dünyada yapılan yanlış, ya bizdeki.

Bu kadar teşhisten sonra yorumu da size bırakıyorum…

“Dongi Dongi” Ne lan, böyle şarkı mı olur” dersin ama “Diday Diday” ne düşünmezsin?”

 “Akademik kariyerim önemli olsaydı, bu röportajda söylediklerimin ülkemin sosyologları tarafından söyleniyor olması ve devlet aklı tarafından da çarelerinin aranıyor olması gerekirdi”

ŞEHNAZ GÜL:  Akademik kariyerinizin olduğunu biliyorum. Şu an nasıl devam ettiriyorsunuz?

ÇELİK: Akademik kariyeri çok önemli bulmuyorum. Eğer önemli olsaydı benim bu röportajda söylediklerimin ülkemin sosyologları tarafından söyleniyor olması ve devlet aklı tarafından da çarelerinin aranıyor olması gerekirdi.

Akademik aklın yerinde vicdanı daha doğru buluyorum ve bende vicdanımın bana emrettiklerini yapmaya çalışıyorum. Ne kadar hedefe vardım, ne kadar anlaşılır kısmı ayrı bir konu.

“Artık devir değişti” şeklinde başlayan şarkım bir tepkidir. İster anlarsın ister anlamazsın. Ama anlamazsan kadın dövülür, ekonomin kötüye gider, rejim ve yargı bunalımı yaşarsın ama anlamadan yorum yapar ve “Çelik de değişti?” dersin, eğlenir, alay eder geçersin. Ama değişen anlayış ile ekonominin kötüye gitmesi ile karın seni başkasına tercih ederse, değişenin hepimizi nasıl etkilediğini ve ne olduğunu anlarsın.

Ya da “Cici Kız Alemde” şarkısındaki kızın ne dediğini anlamazsan benim müzik sektörümde akan sistemin nasıl olduğunu görememiş olursun. Ne diyordu “Cici Kız Alemde” şarkısında Cici Kız ; “sorma be kardeş, paranın gözü kör olsun, ben de istemem mi arabam,yatım, katım olsun, canıma yetti. Valla ama gördüm televizyonda, bir verirsem aleme, yırttık şükürler olsun.”

Cici Kızın aleme ne vereceğini sizin ferasetinize bıraktım.

Yada  “Dongi Dongi” Ne lan, böyle şarkı mı olur” dersin ama “Diday Diday” ne düşünmezsin?

Düşünmezsin ve üniversite sınavında 2 milyon kişi içinden 500.000 tanesinin neden sıfır çektiğini görmezden gelir, sonra da üzülerek işsiz ünversiteli sendromunu izlersin. Türk sanatı ,bu işsiz üniversiteli çocukları tv programlarına parayla getiriyor ve sanatı bunların alkışları belirliyor. Bu trajedidir.

Bu sıfır çekenler bazen seçimlerde sessiz çoğunluk bazen de daha alt yapı malzemesi olarak teog sınavlarında da kendini gösterir.

Akademik kariyer bunlara çözüm olabilseydi hepimizin haberi olurdu. Bu anlamda ben akademik kariyer yapmış birisi olarak o yönüme değil, vicdanıma yönelmeyi daha doğru buluyorum.

“Askerlik yapılacaksa böyle yapılır. 20 ay bir yerde durunca askerlik yapılmış olmuyor yada birinin genelkurmay başkanı olması, onu benden daha sorumlu yapmıyor!!! Ben ülkeme sorumluluğumu o makale sonundaki resime gönderme yaparak gösterdim.”

ŞEHNAZ GÜL: Daha önce “Şizoid” isimli müzikli gösterinin tanıtımı için kadın kılığına girdiğinizde uzun süre gündem oldunuz. Bir süre önce de soyunarak çello ile poz verdiniz. Yine uzun süre gündemden düşmediniz. Bu pozu “şiddet ve öfkeye karşı dikkat çekmek” adına verdiğinizi açıkladınız. Sizce pozunuz sonrasında, mesajınız ulaşması gereken yerlere ulaştı mı?

 ÇELİK: Ben bu soru için ayrıca teşekkür ederim. Aslında yukarıdaki cevaplar bu sorunuzun cevabı oldu ama bir ekleme daha yapalım;

Birincisi mesaj kaygım yok, topluma bir mesajım yok ve bir iddiam da yok. Ben kendimi iyi hissettiğim şeyi yapıyorum anlaşılmasını beklemek gibi bir duygum yok düşünecek olursam da bunun asla anlaşılamayacağını çok detay vereceğim sebeplerle biliyorum.

Çünkü sanat anlaşılabilir bir şey olsaydı sanatçıya gerek kalmazdı yani halk sanatçının söylediğini anlayabilecek ruh halinde olsa, sanatçı niye var olsun ki?

Sorunuzdaki fotoğrafı yani medyada” çıplak poz” olarak adlandırılan fotoğrafı Cumhuriyet Gazetesinde bir makale ile yayınladım ve sonuna “bu yazı ve fotoğrafı bu drama adıyorum” diyerek makaleye bir fotoğraf ekledim ki bu da benim ülkeme karşı olan sorumluluğumdur. Askerlik yapılacaksa böyle yapılır. 20 ay bir yerde durunca askerlik yapılmış olmuyor yada birinin genelkurmay başkanı olması, onu benden daha sorumlu yapmıyor!!! Ben ülkeme sorumluluğumu o makale sonundaki resime gönderme yaparak gösterdim, sizden ricam “çıplak foto” olarak adlandırılan fotoğrafın, o drama dikkat çekmek için yapıldığını açıklamak için o fotoğrafı bulmanız ve bu röportaja Çelik resmi koymak yerine o resmi koymanızdır.

celik-cello1_400

Resme ön yargı ile bakılacağını, yazının okunmayacağını, diğer fotoğrafa bakılmayacağını biliyordum ama vicdanım yap diyor “cici kız alemde”, “dongi dongi”, ya da “artık devir değişti” şarkılarında vicdanımın yine yap dediği gibi.

ŞEHNAZ GÜL: Son dönemde çıkan yeni isimlerden kimleri beğeniyorsunuz?

ÇELİK: Mabel zor değil şarkısını çok beğendim. Lütfen röportajı okuyanlar cehaletimi maruz görsünler hala da bakmaya fırsat bulamadım, ama şarkı sözünü Tuna Kiremitçi yazdı dediler. Öyle ise eğer, gerçekten çok tebrik ederim. Bence olağan üstü bir şarkı ve doğru sözler. Bunun dışındaki sesler, sözler, titreşimler kalbime tesir etmiyor.

Benim kalbim, “Vurgun Yedim” (MFÖ) ,”Bu Kalp Seni Unutur mu ?” (Fikret Kızılok) ,”Başkası Olma Kendin Ol,Böyle Daha Güzelsin (Sezen Aksu) sözleri gibi sözleri alabiliyor.

 ŞEHNAZ GÜL:  Sosyal medya ile aranız nasıl? Ve sosyal medya hesaplarınızı kendiniz mi yönetiyorsunuz?

ÇELİK: Aslında bu röportajı baz alırsak sosyal medya ile aram iyi diye de düşünebiliriz. Anarşist ve provakatif olarak sosyal medyayı kullanmayı seviyorum en son “twitter abdestsiz bir yer, oraya giren boşalıyor” demiştim, sanırım yeteri kadar ses getirdi.

Ancak yine de profesyonel bir sosyal medya ekibi ile çalışmayı doğru buluyorum ve çalışıyorum da…

http://www.celikerisci.com

http://www.facebook.com/CelikErisciOfficial

Ayrıca http://www.celikerisci.com adresimizden instagram da dahil tüm sosyal medya sayfalarımıza ulaşma imkanı var.

 ŞEHNAZ GÜL:  Bu harika röportaj ve samimi açıklamalarınız için çok teşekkür ederim. Son olarak eklemek istedikleriniz var mI?

ÇELİK: Başlangıcı ve sonu olmayanı seviyorum, ona aşığım tüm yaşamının temel prensibi bu, o yüzden sözlerim son olsun istemem son diyeceğim yok, hep diyeceğim var.

Ben de değerli ilginize teşekkür ediyorum bir de dileğim var, bu röportajımı okuyanlar yeni şarkılarımı bir kez daha bu anlayış düzleminde dinlesinler, ruhlarına daha iyi gelecek diye düşünüyorum.

Şehnaz Gül’ün, Çelik ile gerçekleştirdiği röportajın çarpıcı başlıkları, bir çok internet gazetesinde ve “Önce Vatan” Gazetesinde yer aldı…

11752434_10205809557212529_1862540620051484482_n

Reklamlar

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s